:: Sonraki »

Aska dair

10/6/2006 ·

AŞK'A DAİR
Hayatı aşka böl, hayat çoğalır
Hayatı aşkla çarp, zaman zor alır
Bütün hayatları topla, aşk eder;
Hayattan aşk çıksa, elde ne kalır?

Şair A. Vahap Akbaş, aşkın yüceliğini ve kutsala bakan yüzünü gösterirken, cümle işlerin aşk üzre olduğunun altını çiziyor bu dörtlüğünde. Aşkla çoğalan bir hayat, bütün hayatların toplamından oluşan aşk ve hayat bütününden aşk çıkınca geride kalan "hiçbir şey... "

Aşk için değil midir nehirlerin daha büyük akarsular a kavuşma isteğiyle çağıldaması, deltalara ayrılıp denizlerle kucaklaşması ve aşk için değil midir, susuz çöllerde seraba dönen bakışı sevgilinin...
Cahit Sıtkı Tarancı da kara sevdayı anlatırken aynı heyecanı yansıtıyor şiirinde:

Bir kere sevdaya tutulmaya gör;
Ateşlere yandığının resmidir.
Aşık dediğin. Mecnun misali kör;
Ne bilsin alemde ne mevsimidir...

Ki. koca Yunus bile aşk üzre söylerken, içimizi ısıtan o dizelerinden rnedet umuyoruz bugün;
İşitin ey yarenler aşk bir güneşe benzer
Aşkı olmayan gönül mesel-i taşa benzer
.....................
Hakikat her vücudun canı aşktır
Ne can kim can içinde canı aşktır
Sadece Yunus değil aşkı terennüm eden şiirlerinde. Kadı Burhaneddin'den Ahmedi'ye, Şeyhi'den Hayreti'ye, Hayali Beyden Fuzuli'ye, Mevlana Celaleddin-i Rumi'den Taşlıcalı Yahya'ya, Baki'den Ruhiye, Neşati'den SabriVe. Şeyhülislam Yahya'dan... Ve en nihayet günümüze kadar bütün şairlerin derdi olmuştur aşk. Bir "Mona Roza", aşkın en üst düzey söylenişi değil midir?

Bir aşk masalı anlatayım ister misiniz?

Bütün duyguların üzerinde yaşadığı bir ada varmış: Mutluluk, Üzüntü, Bilgi ve tüm diğerleri. Aşk dahil. Bir gün, adanın batmakta olduğu, duygulara haber verilmiş. Bunun üzerine hepsi, adayı terketmek için sandallarını hazırlamışlar. Aşk, adada en sona kalan duygu olmuş, çünkü mümkün olan en son ana kadar beklemek istemiş. Ada neredeyse battığı zaman. Aşk yardım istemeye karar vermis. Zenginlik, çok büyük bir teknenin içinde, geçmekteymiş. Aşk, "Zenginlik, beni de yanına alır mısın?" diye sormuş. Zenginlik, "Hayır, alamam. Teknemde çok fazla altın ve gümüş var, senin için yer yok" demiş.
Aşk, çok güzel bir yelkenlinin içindeki Kibir'den yardım! istemiş. "Kibir, lütfen bana yardım et!" Fakat Kibir de, "Sana| yardım edemem. Aşk. Sırılsıklamsın ve yelkenlimi mahvede-1 bilirsin" diye cevap vermiş.
Üzüntü yakınlardaymış ve Aşk ondan yardım istemiş:
"Üzüntü, seninle geleyim" demiş ama Üzüntü, "Aşk, o kadar üzgünüm ki, yalnız kalmaya ihtiyacım var."
Mutluluk da Aşk'ın yanından .geçmiş; ama o kadar mutluymuş ki, Aşk'ın çağrısını duymamış. Aşk, birden bir ses duymuş. "Gel Aşk! Seni yanıma alacağım...
Bu Aşk'tan daha yaşlıca birisiymiş. Aşk o kadar şanslı ve| mutlu hissetmiş ki, kendini onu yanına alanın kim olduğunu? öğrenmeyi akıl edememiş. Yeni bir kara parçasına vardıklarında Aşk'a yardım eden yoluna devam etmiş. Ona ne kadar borçlu olduğunu farkeden Aşk, Bilgi'ye sormuş: "Bana yardım eden kimdi?"
Bilgi cevap vermiş:"Zaman mı? Neden bana yardım etti ki?" diye sormuş Aşk.
Bilgi, gülümsemiş:Çünkü,sadece Zaman, Aşk'ın ne kadar büyük olduğunu anlayabilir..."
"İnsan kalbindeki gerçek aşk, dörtnala giden bir attır, ne dizginden anlar, ne ses dinler" diyen Konfiçyüs'ün gösterdiği aşktır, yukarıda sözünü ettiğim klasiklerde yaşayan. Ya da, "Hakiki aşk, ıstırap çeker ve sessizdir" diyen Oscar Wilde; ya da "Aşk, kulübeyi, altından bir saraya benzetir" diyen Leonardo da Vinci; ya da "Aşk kılavuz istemez, tek başına yol alır" diyen Muhammed İkbal'in sözlerinde gizlenen tılsımdır aşk..
Mevlana'ya, "aşk nedir?" diye sorduklarında verdiği cevap yol gösterici değil midir:
Ben ol da bil!...

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Yorum ( 0 ) Yorum yaz! Arkadaşına Gönder!

0 yorum yazılmıştır